Ama Sonra.
Geçen günlerde akrabam olan bir ablam aradı, karşı cins bir akrabasının beni beğendiğini ve konuşmak istediğini söyledi. Telefonu kapattıktan sonra çok ağladım. Evde ağladım, işe gitmeden yengeme uğradım orada ağladım, yolda ağladım, iş yerinde bile ağladım. İçim öyle kötü olmuştu ki, sanki ruhum aidiyet duygusunu kaybedip bir şeyleri dank etmiş gibiydi. "Artık kendi yoluna bakmalısın çünkü bir gün görmesen özlediğini, 2 ay olacak göremedin.." Bir şeylerin de sonu olduğunu kabul etmem gerektiğini anladım. Dışarıdan edilen vedalarla değil de önce insan içinde bir yerlerde veda etmeliymiş. Ama öyle kızdım ki, kendime, ona, hayata.. Elimde ve dilimde keşkelerle kalmış gibi hissettim. Sanki bu sefer gerçekten yalnız kalmış gibi. İnsan veda edemiyor ya da etmek istemiyor.. Ama sonra..
İnsan anlıyor ki bazı vedalar bir kapının kapanması değil, başka bir kapının önünde uzun süre beklemeyi bırakmaktır.
Belki de herkesin hayatında bir gün gelmesi gereken yer tam olarak burasıdır.
Bunca zaman hep kendime yükelndim, artık omuzlarım bu yükü taşımak istemiyor. Sorumluluğumda olan her şeyi elimden gelenin en iyisi ile yapmaya çalıştım. Benim de bir hayatım var, onu hep unutuyorum. Yemin ederim böyle olmasın diye çok çabaladım. Açılmayacak olan o kapının önünde çok bekledim, artık gitme vakti..

Yorumlar
Yorum Gönder