Kayıtlar

Aidiyet..

Resim
Psikoloğumun önerisi ile okuduğum bir kitapta tam olarak şöyle bir cümle geçiyordu: “Boşanmıyorsanız, eğer birlikte çift terapistine gidiyorsanız, evliliğinizi kurtarmak için yatırım yapıyorsanız, enerji, zaman ve para yatırımı yapıyorsanız o zaman sizin için ne güzel!” Bu cümle beni çok etkiledi. Evet, zaman insana çok farklı deneyimler sunabiliyor. Yaşam, önümüze belki aşılması zor ve engebeli yollar çıkarabiliyor. Her zaman, her an mutlak bir mutluluk beklemek zaten mümkün değil. Bir şekilde büyümek ve değişmek zorundasın. Bakış açın yaş aldıkça, bir şeyler yaşadıkça çok fazla değişiyor. Burada önemli olan tek bir şey var ki o da aidiyet. Kurmuş olduğunuz aidiyet duygusu sizi gerçekten siz yapmakta çok büyük bir etken. **Aidiyet, her şeyin kusursuz gitmesi değil; hayat dağıldığında bile kendine dönebileceğin bir yerinin olduğunu bilmektir.** Düşseniz bile içinizde yerinizi bildiğinizden, dönüşebildiğiniz kişiye ulaşmanız daha kolay oluyor. Bazen hayatımızdan bir şeyler dökülüyo...

Artık Bitti('m)

Resim
Artık dayanacak hiçbir gücüm kalmadı. Sürekli kötü hissetmekten çok yoruldum. Sürekli kendimi toparlamaya çalışmaktan çok yoruldum. Artık sona geldim. Hiçbir şey istemiyorum. Bunu sonsuza kadar veda say..

Yalnız Kalmak, Yalnız Hissetmek

Resim
Az önce bir yerde şunu dinledim: Yalnız kalmak ile yalnız hissetmek aynı şey değildir. Aslında bunu biliyordum ama o cümleyi duyunca zihnimde bambaşka bir yere oturdu. Çevrende kimse yoksa yalnız kalırsın. Ama etrafın insanlarla doluyken de kendini yapayalnız hissedebilirsin. Sanırım ikisi arasındaki en büyük fark burada başlıyor. Yalnız kalmak gürültülüdür; kendi sesini, düşüncelerini, nefesini duyarsın. Yapayalnız hissetmek ise tarifsiz bir sessizliktir. O sessizlik öyle ağırdır ki bazen insan kendi içinden bile uzaklaşır. Bazen öyle anlar geliyor ki hiç sevgi beslemediğim bir insana bile sarılasım geliyor. Bir omza başımı yaslayıp hiçbir şey anlatmadan sadece birkaç dakika öylece durmak istiyorum. Mesela otelde kaldığım bir gün, resepsiyondaki bir abla bana, "Sana omlet yapmamı ister misin?" diye sormuştu. Çok basit bir cümleydi. Belki onun için sıradan bir nezaket göstergesiydi. Ama ben o an, ağlayacak kadar büyük bir yalnızlık hissettim. Çünkü bazen insanın eksikliğin...

Hayat

Resim
Ve yüreğinde var olanlarla birlikte koca bir boşluk olarak kaklırsın..

Hayatın Küçük Güzel Şeyleri Fark Ettirmeden İnsanı Hayatta Tutması

Resim
Bugün bilgisayarımın başına oturduğumda daha umut dolu ve neşeli şeyler yazmak istediğime karar verdim. İyilikleri görmek istiyorum birazda. Hayatı, küçük sandığımız ama aslında kalbimizde büyük bir yer kaplayan bir sürü olgu ile yaşıyoruz.. Mesela şükür ki yaşıyor, nefes alabiliyoruz. Ya da yürüdüğümüz bir yolda küçücük bir bebeğin bize pür dikkat kesilip sonra yüzüne gülümseme kondurması, üstüne el sallaması gibi şeker bir olayı kucakladığımız zamanlar oluyor. Ya da sevdiğimiz bir ambiansta bize kısa gibi gelse de huzurlu hissettiğimiz yerlerde bulunuyoruz. Mesela hayatta bizim için önemli günler var. Bunların bazılarını sayacak olursak, doğum günlerimiz, uzun süren bir ilişkimiz varsa yıl dönümlerimiz, sevdiklerimizin doğum günleri, mezuniyetimiz, düğünümüz, iş görüşmesine gittiğimiz o stresli gün.. Planlı yaşadığımız bu büyük günlerde muhakkak ufak tefek de olsa pürüzler yaşanıyor. Ki özellikle böyle planlanmış olan günlerde yaşanan olumsuzluklar canımızı çok daha sıkıp belki de ay...

Biri ya da kendini

Resim
Mantığın artık devre dışı kaldığında tüm zihni duygusallığın yönetmeye başlıyor. Bu çok doğru bir şey değil çünkü duygusallık ya hayatında çok değer verdiğin birini ya da kendini kaybetmene neden oluyor. Duyguların yoğunluğu bazen o kadar artıyor ki, doğruyla yanlışı ayırt etmek zorlaşıyor; kalbinin sesi ile zihninin sesi birbirine karışıyor. O anlarda insan, aslında ne hissettiğini değil, hislerinin onu nereye sürüklediğini yaşıyor. Küçüklüğümden beri üstümde aldığım yaşlara nazaran çok daha ağır sorumluluklar vardı. Benim ortaokul ve lise dönemlerimin başına kadar hayat tam da verilebilecek en güzel şekilde sunulmuştu karşıma. O zamanlar her şey daha net, daha anlaşılırdı sanki. İnsan büyüdükçe sadece yaş almıyor; aynı zamanda yük de biriktiriyor. Bazı şeylerin sonu var, aslında çoğu şeyin sonu var. Ama insan bunu kabullenmekte zorlanıyor. Çünkü alıştığı şeylerin bitmesi, bir parçanın eksilmesi gibi hissettiriyor. Duygusal bir ebeveyn olan annemden duygusallığı almıştım bir kere ve b...

Gerçekten Bu Kadar Zor Mu?

Resim
Bilmiyorum, sanırım hayatta ki güzel şeyleri göremeyecek kadar yorgun hissediyorum kendimi. Her şeyi bir şeye bağlamışım gidiyorum. Öyle olacağı yoksa bile öyle oluyor. O kadar yoğunlaştırıyorum ki zihnimi hiç yoku var edebiliyorum. Kendimi yıpratmam yetmezmiş gibi çevremi de yıpratıyorum. Ki çok da çevrem kalmadı artık.. Oysa tek istediğim geçmişte ya da gelecekte yaşamak değil. Benim istediğim an şu an. Ben var olduğum zamanın kıymetini bilmeyi öğrenmek istiyorum. Gerçekten iyi olmak bu kadar mı zor? Huzurda, güvende hissetmek istemek yürüdüğün yollara taş koymak gibi geliyor. Keşke ile başlayan cümleler geçmiş için kullanılır ama ben şu an geleceğe dair ya da şu ana dair bir keşke cümlesi yazmak istiyorum. "Keşke hayatımda ki o çok önemli insanın beni sevdiğine inanabilseydim. Keşke böyle bir kahve içtiğimiz esnada bana 'Aa evet bak işte hissettim, gerçekten ben onun için tekim.' yüklemesi yapılabilse. Bunun için canımı verirdim. Çünkü şu an hayatta benim için güvende h...