Artık zor olsa da
Aylardır içimde yer edinmek gibi bir savaş vardı. Hayatımı sürekli olarak düzenleyip dağıttığım dönemden geçtim. Yardım bekledim iki üç edildi ama sonra yüreğim bir türlü anlaşılmadı. Böylelikle de yangın yerim büyüdü de büyüdü. Duygusal olarak kendimi çok iyi ifade etmeme rağmen hayatımda olan adama ulaşamadım. Çünkü ona göre haklılıklar ya da doğrular her zaman daha önemliydi. Kendimi anlatma ve duygularımı açığa açığa vurma uğruna büyük bir savaş vermek zorunda kaldım. Ruhum görülmediğinde yeteri kadar doğru anlatamadığımı düşünüp daha güzel anlatmaya özen gösterim. Oysa sorun benim ne kadar doğru ya da eksik anlattığım değilmiş. Anlattığım kişiymiş. Biri sizi anlamak isterse anlar, anlamak istemezse de dünyada ki en şeffaf dili kullanın ya da defalarca kez anlatmaya çalışın anlamaz. Çünkü bu yürek meselesidir. Kendime yaptığım en büyük yanlış sevilmek için kendimin çabalaması oldu. Ha tabii ki şunu demiyorum, kendini sevdirmek için ufak tefek yürekten gelen şeyler zaten yapar insan, benimki öyle değildi. Tüm benliğimi ortaya koymam gerekiyordu. O kadar kalbine dokunamıyordum ki, ona duygularımı açıyor oluşum ağır ve sorumluluk sahibi hissettiriyordu. Ben de pes ettim. Çünkü anladım artık vakti gelmişti. Yüreğimi çıkarıp ellerimle önüne sunsam o beni zaten görmek istemiyordu. Hatasız kul olmaz, yaptığım yanlışlar için affımı dilemesini bildim bunca zaman. Şimdi de kendimden af diliyorum. Gülsimay, özür dilerim, bunca ağır yükün altında çırpındığın her saniye için. Güçlüsün diye sırtlanman doğru değildi. Şunu bil ki emek verdiğin için ömür boyu katlanmak zorunda değilsin. Kendin gibi olamadığın ya da görülmediğin yerde kalmanın ve acı çekmenin ne anlamı var ki? Hiçbir bağı zorlamamak gerek.

Yorumlar
Yorum Gönder