Artık dayanacak hiçbir gücüm kalmadı. Sürekli kötü hissetmekten çok yoruldum. Sürekli kendimi toparlamaya çalışmaktan çok yoruldum. Artık sona geldim. Hiçbir şey istemiyorum. Bunu sonsuza kadar veda say..
Uzun bir dönemdir kendi içimde gerçekten psikolojik bir savaş veriyorum. Normalde kendimle alakalı aklımın ucuna gelmeyecek olan şeyleri yaşıyorum. Mesela kendimi onunla bununla kıyaslayıp, sürekli olarak yetersiz buluyorum. Ya da hiçbir işte başarılı olmadığımı düşünüyor ve hayatımın hep böyle ilerleyeceğini sanıyorum. Aslında bunların dönemsel olduğunu biliyorum, çünkü ben yeterince güzel ve yeterince başarılı bir kadınım.. Bunca zaman hayatla mücadele ettiğim esnada ‘umut’ kelimesini yitirmedim ama sanırım şu an kuru ekmekle dibini sıyırıyorum. Bence hayat dümdüz bir yol değil, ki sıradanlıktan çok hoşlanan bir insan değilim. Bundan dolayı iniş çıkışlardan çok şikayet etmemeye çalışıyorum. Çünkü hayatın çalkantılı anlarını seviyorum. Ama artık öyle bir anın içindeyim ki, tüm ruhum anlaşılmamak, acı çekmek, yetersiz hissetmek ile sarılı durumda. Elbet geçer, geçmesini de istiyorum zaten. En büyük korkum bu düşüncelerim geçerken beni de kendimden alıp götürmesi.. Herkesten uzaklaşmış...
Bir yerde okumuştum, şöyle bir metindi; Gerçek bir özür, kırdığı yeri anlamayı, dinlemeyi ve iyileştirmek için düşünmeyi gerektirir; kendi nedenlerini açıklamayı değil. Ve o kadar anlamlı bir yazıydı ki benim için kendimi görür oldum. Bir özür dilendikten sonra benim için şu anlama geliyordu çünkü ‘tamam ben hatamı anladım, amacım kırmak olmasa da karşımdaki seni kırdım, seni bir daha üzmemek ve kırmamak için elimden gelen en iyi versiyonum ile sana geleceğim.’ Hatalar yapılır, sende bir kez geliyorsun dünyaya ve ben de bir kez geliyorum. Evet hayat bazı yerlerde daha farklı sorumluluklar, daha farklı yaşam biçimleri ve daha farklı hisler ile günlerimizi geçirmemize neden olmuşsa bile ben hata yaptıktan sonra özür dilemek ve daha sonra o hataya benzer başka hiçbir hatayı tekrarlamanın doğru olmadığını biliyorum. Eğer karşıdaki taraf bir şeye kırıldığını dile getiriyorsa onu sorgulama gibi bir hakka sahip değilimdir artık. Elimden tek gelen şey onu yeterince anlamak ve kırmamaya ...
Hem öyle acıyorum ki kendime, hem de öyle seviyorum ki kendimi. Kız diyorum bazen, helal olsun sana bunca acıyı, yükü, küçücük midende oluşan büyükçe krampları nasıl da hallettin. Ya da halledemezsen bile halletmeye çalıştın. Kollarımı açıp kocaman sarılmak geliyor içimden, ellerimi yanaklarıma koyup, alnımdan kocamann bir öpücük alasım var. Ama sonra çok da üzülüyorum kendime, ne gerek vardı ki bunca acıyı çekmene, nasıl senin mavi, kocaman, boncuk gibi gözlerinden yaşlar aktı milyonlarca litre. Neden o hep temiz tutmaya çalıştığın kalbine sancılar saplandı. Kendime üzüldüm, çok çabalamasam bu kadar üzülmezdim. Raya oturtmak için, mutlu yaşamak için, sevmek ve sevilmek için bu kadar çabalamasam bu kadar üzülmezdim. Yaşar mıyım bilmem ama bundan 5 sene sonra dönüp geriye baktığımda 23 yaşının içinde ki o zamanlar dev gibi gelen acıları çeken, o küçük kızı öpesim olacak, o yüzden şimdi kendime sıkıca sarılıyorum ve kendimi kazanıyorum. Acılar gelip geçer Güls, seni mutlu eden şeyleri ha...
Yorumlar
Yorum Gönder