Aidiyet..

Psikoloğumun önerisi ile okuduğum bir kitapta tam olarak şöyle bir cümle geçiyordu: “Boşanmıyorsanız, eğer birlikte çift terapistine gidiyorsanız, evliliğinizi kurtarmak için yatırım yapıyorsanız, enerji, zaman ve para yatırımı yapıyorsanız o zaman sizin için ne güzel!” Bu cümle beni çok etkiledi. Evet, zaman insana çok farklı deneyimler sunabiliyor. Yaşam, önümüze belki aşılması zor ve engebeli yollar çıkarabiliyor. Her zaman, her an mutlak bir mutluluk beklemek zaten mümkün değil. Bir şekilde büyümek ve değişmek zorundasın. Bakış açın yaş aldıkça, bir şeyler yaşadıkça çok fazla değişiyor. Burada önemli olan tek bir şey var ki o da aidiyet. Kurmuş olduğunuz aidiyet duygusu sizi gerçekten siz yapmakta çok büyük bir etken. **Aidiyet, her şeyin kusursuz gitmesi değil; hayat dağıldığında bile kendine dönebileceğin bir yerinin olduğunu bilmektir.** Düşseniz bile içinizde yerinizi bildiğinizden, dönüşebildiğiniz kişiye ulaşmanız daha kolay oluyor. Bazen hayatımızdan bir şeyler dökülüyor diye, elimizde kalanların bize ait olmadığını sanıyoruz. Mesela az önce kendime bir kahve yaptım. Fincanı cezvedeki son damlaya kadar doldurdum ve tam oldu. Mutlu oldum. Masaya götürmek için fincanı kaldırdığımda ise kahvem biraz döküldü. Evet, keyfim kaçabilir, moralim bozulabilirdi. Ama kalktım, bir peçete aldım ve temizlemeye başladım. **Demek ki o oraya ait değildi.** Ama bu, bütün kahvenin artık benim olmadığı anlamına gelmiyordu. İçmesem de, dökülse de, elimde kalan bir yudum kahve hâlâ benim kahvemdi. Belki de hayat da biraz böyle. Bir şeyin elimizden dökülmesi, onun hiç bizim olmadığı anlamına gelmiyor. Bazen bazı şeyleri kaybediyoruz, bazı yollar yarıda kalıyor, bazı insanlar hayatımızdan çıkıyor. Biz de o anda bütün fincanın döküldüğünü düşünüyoruz. Oysa belki yapmamız gereken sadece peçeteyi alıp dökülenleri temizlemek ve elimizde kalanlara bakmak. **Dökülen kısmın bütün fincanı değersizleştirmemesi gerekiyor.** Çünkü hayat her zaman elimizdeki fincanı tam doldurmayacak. Bazen biraz dökülecek, bazen yeniden dolduracağız. Bazen de elimizde kalan o küçücük yudumun aslında hâlâ bize ait olduğunu fark edeceğiz. Belki de aidiyet tam olarak budur. Her şey yolundayken kendini ait hissetmek değil; hayat dağıldığında bile kendine dönebilmektir.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Dönemsel

Razı,

Hem öyle acıyorum ki kendime hem öyle seviyorum ki