Kayıtlar

Seninle anlaşabilmenin farklı yollarını arıyorum,

Resim
Sanki hiç aramamış gibi. Bitmek bilmez bir çaba vardı seninle benim için, içimde. Ne kadar yorulsam, kırılsam, tükensem de çabam sonuna kadar gitti.. Hep seninle anlaşabilmek için yollar aradım. Seninle kalabilmek için.. Bazı cümlelerin öyle can yaktı ki, tek özürünle affettim. Gerçi neredeyse her özürü de benim rica minnetime diledin. Bazı zamanlar gözlerinden öyle bir öfke fışkırıyordu ki, bir adam sevdiğine bu kadar kin duyamaz diye düşündüm. Çoğu zaman sevdiğini düşünmedim beni, çünkü anlamak için çabaladığın kadar bana hiç yeterli gelmedi. Oysa dünyanın en kolay memnun edilebilen insanı falan olabilirdim. Şimdi buraya ‘hatalarını kabullenmekte çok zorlanan ve karşında ki insana verdiğin hasarın farkında olmayan bir insansın’ diye yazacağım ama sen bunu da kabullenmeyeceksin. Şunu öğrendim sayende, yeryüzünde yaşamış en şeffaf insan ben olayım, açık iletişimde ne kadar bulunursam bulunayım gerçekten insan yani sen, duymak istediğini duyuyorsun. Sana bu yazdığım bilmem kaçıncı para...

Olduğu Kadar’

Resim
Az önce sosyal medyada gezerken bu cümle karşıma çıktı. “OLDUĞU KADAR” Peki ne bu olduğu kadar, yani tam anlamıyla nereye kadar olduğuna kanaat geliyoruz veyahut aynı şekilde ne kadar olduğunda olmadığını anlıyoruz. Ya ben çok sabırlı ve denemekten bıkmayan, aynı konuyu aşmak için defalarca üstünde düşünmekten bıkmayan bir insansam ve o zaman benim ‘olduğu kadar’ ki kısmı nerede kalıyor. Ya da belki de hiç çaba göstermeden ilk sefer de ‘ben yaptım, olduğu kadar’ dediğimde gerçekten olduğu kadar ki yere gelmiş mi oluyorum? Tamam geçiyorum burayı, madem geldik olduğu kadar ki o kısma, gerçekten vazgeçmemiz mi gerekiyor, yoksa dememiz mi? Bilmiyorum bugün yalnızca sorular sorarak zihin egzersizi yapasım geldi. Sanırım bu blogun sonu gelmeyecek çünkü olduğu kadar artık..

Yemek Sofrasında Bir İlişki

Resim
Hayatım bak ben bu yemeği çok seviyorum bir kez benim için dener misin; Ben sevdiğim için yapar mısın ricasıdır. Yani herhangi bir olguyu ben seviyorum, sen de beni seviyorsan bunu yapmanı, denemeni istiyorum demektir. Hayatım bak bunu daha önce hiç denemediğini ve korktuğunu biliyorum ama ben çok seviyorum benim için dener misin; Daha önce konuşulan herhangi bir konuda bir tarafın sevmediği ama diğer tarafın sevdiği bir olay olduğu zaman, sadece duyulan sevgiden deneyimlenmesi ve yapılmaya çalışılması demektir. Hayatım senin gibi ben de bu yemeyi denemedim daha önce senin gibi ben de korkuyorum lütfen elimi tutup benimle birlikte dener misin; İki kişinin de nasıl davranacağını bilmediği o anda birbirine güç olup, aralarında ki bağı kuvvetlendirmek için attıkları en güçlü adım demektir. Hayatım bu yemeği çok sevdiğini biliyorum ama bu yemeği bu kadar çok yersen canın acıyabilir seni düşündüğüm için söylüyorum; Yaşanılan olaylarda her ne kadar bir davranış sevilse de fazlaya kaçtığın...

Artık zor olsa da

Resim
Aylardır içimde yer edinmek gibi bir savaş vardı. Hayatımı sürekli olarak düzenleyip dağıttığım dönemden geçtim. Yardım bekledim iki üç edildi ama sonra yüreğim bir türlü anlaşılmadı. Böylelikle de yangın yerim büyüdü de büyüdü. Duygusal olarak kendimi çok iyi ifade etmeme rağmen hayatımda olan adama ulaşamadım. Çünkü ona göre haklılıklar ya da doğrular her zaman daha önemliydi. Kendimi anlatma ve duygularımı açığa açığa vurma uğruna büyük bir savaş vermek zorunda kaldım. Ruhum görülmediğinde yeteri kadar doğru anlatamadığımı düşünüp daha güzel anlatmaya özen gösterim. Oysa sorun benim ne kadar doğru ya da eksik anlattığım değilmiş. Anlattığım kişiymiş. Biri sizi anlamak isterse anlar, anlamak istemezse de dünyada ki en şeffaf dili kullanın ya da defalarca kez anlatmaya çalışın anlamaz. Çünkü bu yürek meselesidir. Kendime yaptığım en büyük yanlış sevilmek için kendimin çabalaması oldu. Ha tabii ki şunu demiyorum, kendini sevdirmek için ufak tefek yürekten gelen şeyler zaten yapar insan...

Bitmek bilmez kalp kırıklığı’

Resim
Bir yerde okumuştum, şöyle bir metindi; Gerçek bir özür, kırdığı yeri anlamayı, dinlemeyi ve iyileştirmek için düşünmeyi gerektirir; kendi nedenlerini açıklamayı değil. Ve o kadar anlamlı bir yazıydı ki benim için kendimi görür oldum. Bir özür dilendikten sonra benim için şu anlama geliyordu çünkü ‘tamam ben hatamı anladım, amacım kırmak olmasa da karşımdaki seni kırdım, seni bir daha üzmemek ve kırmamak için elimden gelen en iyi versiyonum ile sana geleceğim.’ Hatalar yapılır, sende bir kez geliyorsun dünyaya ve ben de bir kez geliyorum. Evet hayat bazı yerlerde daha farklı sorumluluklar, daha farklı yaşam biçimleri ve daha farklı hisler ile günlerimizi geçirmemize neden olmuşsa bile ben hata yaptıktan sonra özür dilemek ve daha sonra o hataya benzer başka hiçbir hatayı tekrarlamanın doğru olmadığını biliyorum. Eğer karşıdaki taraf bir şeye kırıldığını dile getiriyorsa onu sorgulama gibi bir hakka sahip değilimdir artık. Elimden tek gelen şey onu yeterince anlamak ve kırmamaya ...

Razı,

Resim
Artık razı değilim, çünkü dönüşmek istiyorum. Bundan aylar önce bir söz görmüştüm , tam olarak şöyle diyordu; “dönüşüm, hayatta ne istediğinizi bilmek değil, artık neye razı olmadığınızı fark etmekle başlar.” Yaşıyorum, yaşarken de razı değilim artık durmadan ağlamaya. Akacaksa gözyaşlarım mutluluktan aksın bundan sonra, ya da arada sırada büyük bir hüzün dolsun içime ona ağlayayım hüngür hüngür. Yaşıyorum, yaşarken de razı değilim artık sorgulanmaya. Bir şeyler istemiyorsam istemiyorumdur, istiyorsam istiyorumdur. Her olay herkese aynı duyguları yaşatmaz. Ondandır ki artık duygularımın sorgulanmasına razı değilim. Yaşıyorum, yaşarken de razı değilim artık anlaşılmamaya. İçimi açtığımda karşılık görmüyorsa duygularım, acılarım.. karşı taraftan gidiyorum. Doğru yer olsa anlardı zaten. Artık dönüşüm geçirmemin vakti geldi , fazla taviz verdim hayata, hayatımdakilere. Son zamanlarda kendimden çok fazla uzaklaştım, hayatı yaşayamaz oldum. Artık kendime çekiliyorum, öyle bir doğacağım ki ...

Dönemsel

Resim
Uzun bir dönemdir kendi içimde gerçekten psikolojik bir savaş veriyorum. Normalde kendimle alakalı aklımın ucuna gelmeyecek olan şeyleri yaşıyorum. Mesela kendimi onunla bununla kıyaslayıp, sürekli olarak yetersiz buluyorum. Ya da hiçbir işte başarılı olmadığımı düşünüyor ve hayatımın hep böyle ilerleyeceğini sanıyorum. Aslında bunların dönemsel olduğunu biliyorum, çünkü ben yeterince güzel ve yeterince başarılı bir kadınım.. Bunca zaman hayatla mücadele ettiğim esnada ‘umut’ kelimesini yitirmedim ama sanırım şu an kuru ekmekle dibini sıyırıyorum. Bence hayat dümdüz bir yol değil, ki sıradanlıktan çok hoşlanan bir insan değilim. Bundan dolayı iniş çıkışlardan çok şikayet etmemeye çalışıyorum. Çünkü hayatın çalkantılı anlarını seviyorum. Ama artık öyle bir anın içindeyim ki, tüm ruhum anlaşılmamak, acı çekmek, yetersiz hissetmek ile sarılı durumda. Elbet geçer, geçmesini de istiyorum zaten. En büyük korkum bu düşüncelerim geçerken beni de kendimden alıp götürmesi.. Herkesten uzaklaşmış...